26 Mayıs 2008 Pazartesi

Şu çileği şekerlemeli de mi yemeli yoksa şekerlememeli de mi yemeli?

Of! başlığı yazarken epey zorlandım. Aradığım çileği bulmak için de zorlandım, malesef.
Kazdağları bir cennettir. Her mevsim ayrı bir meyve ve sebze doğurur karnından. Elması, kirazı ve çileği.
Adaya ilk geldiğim yıllarda pazar kurulmazdı. Bakkallara sadece haftada bir kez meyve sebze gelirdi ve bir sonraki haftaya ancak turşuları kalırdı. Taze malın geldiği gemi saatinde alışveriş yaptığım bakkala koşar, tazesinden ihtiyaçlarımı seçer ve buzdolabımda saklardım. Bu yokluğa alışan gözümüzü uyandırmak ve doyurmak için sık sık karşıdaki pazarlara giderdik.
Bunlardan birisi de zengin Bayramiç pazarıdır. Çarşamba günleri kurulur (Mayıs sonunda da panayırı kurulur Bayramiç'in). Bu mevsim sadece reçellik çilek almak için bile giderdik Bayramiç'in pazarına. Şimdi bir ayağımız karada ya pazarları daha çok ziyaret ediyorum. Ama aranan çilek yok! Bu çilek, güzel kokulu küçük taneli - şimdikilere göre- bir çilektir. Pembemsidir hatta bu pembenin içinde yavru ağzı tonlarını bile görmek mümkündür.
Bu hafta Çanakkale pazarına sabah erkenden gittim. Yani oğlan okula ben pazara. Epey büyük bir pazardır. Ve gördüm ki malesef buradaki tezgahları da bu yeni çilek türü işgal etmiş. Belki 40 tezgahta çilek satılıyor. Bu çilekler kırmızıya yakın koyu pembe, oldukça çıtırlı, hatta çoğu köşeli - memeli demeye dilim varmıyor- görüntü al benili ama içerik sıfır. Daha yıkanırken elinden kayıp gidiyor insanın ve beyaza kesiyor. Yediniz yediniz yoksa çarşıdan aldım 1000 tane eve geldim 1 tane hikayesi.

İnat ettim. Aradığım çileği bulacağım. Sabırla ve merakla tek tek her tezgahın başında durdum, havasını kokladım, rengine baktım. Adeta bir çilek dedektifi diyebilirsiniz:)) Şu cazip çilekler beni kandırcak diye de çok korktum açıkcası ama asla teslim olmadım. İnadım işe yaradı. Ve neredeyse pazarın son tezgahında Lapsekili bir ailenin getirdiği "aranan çileği" buldum. Sevincim anlatılmaz. Şimdilik 4 kilo reçel için 2 kilo da yemek için aldım. Bilgi için: bu çileğin kilosu 2.5 YTL.
Mis kokulu ve lezzetli. Yemelik olanı yıkadım ve önce bolca yedim - yedik tabi. İlk partiyi şekerlemeden ama malum çileğin tadı da şekerlenince çıkar. Üstüne bolca toz şeker boca edilmiş, buzdolabında bekletilmiş ve suyunu bırakıp şekerle kaynaşmış çilekten daha lezzetli ne olabilir ki hayatta? Hele de çilek aranan çilekse! Annenizin reçel yapmak için şekere yatırdığı çileklerden hiç mi aşırmadınız?
Bu güzel çileği fotoğraflayamadım. Onlar artık reçel! Bu hafta bulursam kayıt olsun diye fotoğraflayacağım. Kazdağı çileğinin inat öyküsünün simgesi olsun diye dimdik ve ulaşılmaz bir devedikeni fotoğrafı koyuyorum yine de!

2 yorum:

ekmekcikız dedi ki...

Mitciğim,
Bu anlattığın çilek, Karadeniz Ereğlisi'nin Osmanlı çileğine benziyor.
Nasıl mis gibi kokar.:))
Azmin elinden hiç bir şey kurtulmuyor demek ki.:)

mitmit dedi ki...

Ekmekçikız,
Bu hafta yine buldum. Son haftaymış artık toplamayacaklarmış. Arkadaşlarımı da götürdüm, satıcıya bir de dil döktüm, umarım bu kadar baskıya seneye bu çileği yine bulma şansımız olur.